07 Ekim 2016

NE OLACAK NASIL OLACAK?


Birbirimizi gererek, gerilerek değil, yapay gündemler yaratarak değil, sorunları ancak el ele vererek aşabiliriz…


Birçok hastalığın nedeninin stres olduğu biliniyor. Stresin nedeninin de belirsizlik olduğu söyleniyor.


Ülkede bir belirsizlik ortamı var. Dolar aldı başını gidiyor. İşyeri sahipleriyle küçük, büyük işadamlarıyla görüşüyoruz. Hepsi de tahsil edilemeyen alacakları, ödenemeyen borçları dile getiriyorlar.

Borçlar ödenmiyor, ödenemiyor. Birçok kişi ne yapacağını bilmiyor. Parası olanlar dövizde, nakitte kalmak istiyor. Alımların satımların hızı kesildi.  Milletin kafasında bir türlü cevaplayamadığı “Ne olacak, nasıl olacak ?” sorusu var sadece.

Ne olacak?  Gündem sürekli değiştiriliyor. Geçmişi mi tartışacağız? Geleceği mi planlayacağız?
Kendimizce haklı sebepler yaratıp kavga mı edeceğiz. Yoksa işbirliği mi yapacağız?

Ne olacak sorusunun yanıtını iktidarıyla muhalefetiyle sivil toplumuyla milletçe, ortak akılla bulmalıyız. Tam bir seferberlik ilan ederek bulmalıyız. Önümüze bakmalıyız. Meclisi daha çok çalıştırmalıyız. Gün geçmişi tartışma günü değil, geleceği planlama, barış kardeşlik dayanışmayı güçlendirme günüdür.

Terörle mücadele sürecek elbet. Suçlulardan hesap sorulacak elbet. Terör örgütleri dağıtılacak elbet.
Sınır güvenliği sağlanacak elbet. Bunların önemi ve gereğini bilmeyen yok zaten. Bunları bilenler el ele verdiğinde sorunların aşılması kolaylaşacaktır.

Şimdi, cumhuriyet değerlerine, demokrasiye, ülkenin bölünmez bütünlüğüne milletçe sahip çıkma zamanıdır. Enerjimizi kısır çekişmelerle yapay gündemlerle tüketme yerine, toplumu germe ve gerilme yerine, umutları güçlendirme zamanıdır.

İnsanlar mutlu ve yarınlarından umutlu olurlarsa devleti yanında hissederse güvence verilirse yatırım yaparlar, katma değer yaratırlar. Bu ülkenin, vergisini ödeyen, iş olanağı yaratan, kalkınmamıza katkıda bulunan girişimcileri kurumları ve kuruluşları var. Bunlarla da bir araya gelinerek, gelecek planlaması yapılmalı mutlaka.

Eğer, kişi kurum ya da kuruluş bu ülkenin bölünmez bütünlüğünden yanaysa, cumhuriyet değerlerine sahip çıkıyorsa, senden benden ayrımı bir kenara bırakılarak, el ele verilmeli. İnsanların umudu güçlendirilmeli…

41 yıldır kooperatifçilik yapıyorum. Kooperatifçiler arasında, farklı siyasetleri ve görüşleri savunanlar oldu ancak, ülkede iç savaş çıkarmaya çalışan, ülke aleyhine tertipler içinde olan, teröre kaynak aktaran ne bir kooperatif nede bir kooperatifçi gördüm. Kooperatifler, her yıl genel kurullar yaparak, hem ortaklarına hem de devlete hesap verdiler her zaman. Kooperatifler demokrasi okulları gibi çalıştılar. Üreticileri kooperatiflerde bir araya getirerek tarımın gelişmesinde, kırsal alanın kalkınmasında ve konut ihtiyacı olanları bir araya getirerek konut ihtiyacının karşılanmasında sağlıklı kentler kurulmasında görev yüklendiler. Tüm gelişmiş ülkelerin kooperatifçilikten yararlandığını görüyoruz.  Terörü destekleyen dernekler vakıflar, şirketler, özel okullar oldu ama bu ülkede terörü destekleyen kooperatifler olmadı hiçbir zaman. Çünkü kooperatiflerin işleyişi, açıklık ilkesi ve demokratik yapısı buna izin vermez. Eğer kalkınma seferberliği başlatacaksak bunun etkin araçlarından birisi kooperatifler olmalı…

Kooperatifler sadece ekonomiyi güçlendirmezler, toplumsal barış kardeşlik ve dayanışmayı da güçlendirirler. Kalkınma seferberliğinde ekonominin ve toplumsal dayanışmanın güçlendirilmesinde kooperatiflerden yararlanmalıyız. Ne olacak? Nasıl olacak? Sorularına yanıt ararken, sivil toplumu ve kooperatifleri de işin içine katmalıyız. Ve mutlaka TBMM’yi etkin biçimde çalıştırmalıyız…


Yukarı Çık
Bu haber : 772 kez izlenmiştir

Yorumlar



Henüz hiç yorum yapılmamıştır.
 

gerekli

gerekli - yayımlanmayacak




Bu sayfa : 597904 kez ziyaret edilmiştir.
Bu sayfa : 597814 kez ziyaret edilmiştir.
Bu sayfa : 597768 kez ziyaret edilmiştir.
Bu sayfa : 597942 kez ziyaret edilmiştir.

Bu sayfa : 606080 kez ziyaret edilmiştir.