GÜNLÜK YAZILAR

Mustafa PALA

 
 

 

 
 
a a a
 


MAYMUN ÖYKÜSÜ

Asya’da maymun yakalamak için kullanılan bir çeşit tuzak varmış. Bir hindistancevizi oyulur ve iple bir ağaca veya yerdeki bir kazığa bağlanırmış. Hindistancevizine ince bir yarık açılır ve oradan içine maymunların çok sevdiği tatlı bir yiyecek konurmuş. Bu yarık sadece maymunun elini açıkken sokabileceği kadar büyüklükte olurmuş. Yumruk yaptığında elini dışarı çıkaramazmış. Maymun, tatlının kokusunu alır, yiyeceği yakalamak için elini içeri sokar ve yiyeceği kavrar, ama yiyecek elindeyken elini bir türlü dışarı çıkaramazmış.

Sıkıca yumruk yapılmış el, bu yarıktan dışarı çıkarılamadığından, avcılar geldiğinde, maymun çılgına döner ama kaçamazmış. Aslında bu maymunu, tutsak eden hiçbir şey yoktur. Onu sadece, onun kendi bağımlılığının gücü tutsak etmektedir. Yapması gereken tek şey elini açıp, yiyeceği bırakmaktır. Ama zihninde açgözlülüğü o kadar güçlüdür ki bu tuzaktan kurtulan maymun çok nadir görülür. 

Bizi tuzağa düşüren ve orada kalmamıza neden olan şey, arzularımız ve zihnimizde onlara bağımlı oluşumuzdur. Tüm yapmamız gereken, elimizi açıp benliğimizi ve bağımlı olduğumuz şeyleri serbest bırakmak ve dolayısıyla özgür olmaktır.

Günümüzün en büyük bağımlılığı para bağımlılığıdır. Paraya bağımlılık, birçok insanda, anaya, babaya, aileye, eşe, toplumsal değerlere hatta tanrıya bağımlılıktan daha öndedir. Birçok insanın tanrısı gibidir para.

Sigaraya, içkiye, uyuşturucuya bağımlılık bir sorun olarak görülür ve çaresi aranırsa da, paraya bağımlılığın tedavisi hiç akla gelmez.

Bugün savaşlarında tek nedeni gibidir para. Hapse girenlere bakın, çoğu, paraya olan bağımlıklarının kurbanı olmuşlardır.

Kimse elindekiyle yetinmez, daha çok kazanmak ister. Kazandıkça kazanmak ister. Oysa kazanmanın sonu yoktur.

İnsanlar paraya bağımlı oldukları kadar, genel kabul görmüş evrensel değerlere saygılı olmaya ve uygulamaya bağımlı olabilseler, inanın dünya daha yaşanası olur. Kazandıkları ile yetinebilseler, maymun örneğinde olduğu gibi gerektiğinde ellerini açabilseler, başlarına beklemedikleri sorunlar gelmeyecek, yargılanmayacaklar, eleştirilmeyecekler, tutuklanmayacaklar, geriye tertemiz bir isim bırakabilecekler.

“Kefenin cebi yoktur” diye çok söylenir. Mutluluğun tek kaynağı para değil. Ömrün bir sınırı var. Paraya da bir sınır konulmalı. Ancak konulamıyor. Kazanan daha çok, daha çok kazanmak istiyor. Bir koyup, on almak istiyor. İnsanları aptal, sadece kendini kurnaz sayıyor. Ancak, insanların aptalı var, ama, tümü değil. Bakıyorsunuz aptal olmayanların biri bile yetiyor…

Benim yok diye, herkesin paraya bağımlılığı olmasın demiyorum, bu herkesin kendi bileceği bir şey. Ancak bağımlılık, dikkat çekici, rahatsız edici boyutlara geldiğinde, kamu vicdanını acıtmaya başladığında, sorun oluyor.

Bazen insan elini yarıktan içeri sokmuş olabilir. Ancak, elindekini bıraktığında, önce elini, sonra kendini kurtarabiliyorsa, bunu da denemeli…

“Eli açık olmak” şeklinde güzel bir deyimimiz var. İnsanın eli ve yüreği hep açık olmalı. Eli ve yüreği açık olmak, mutluluğa da açık olmaktır. Elinizi ve yüreğinizi kapalı tuttuğunuzda, belki paranız olur ama yaşamak için para her şey değildir…

Benim aklım hala maymunda, bakıyorsun üstüne geliyorlar,  bırakıver elindekini ve özgürlüğünü kazan… Her seçme, özgürlüklerin bir bölümünden vazgeçmedir. Özgür kalmak, özgür olmak paralı olmaktan daha güzeldir bence…

Mustafa Pala

Önceki Yazılara Dön...   Ana sayfaya dön...

 

 
a a a
 
     
     
     

Copyright © 2007 MANİSA BİRLİK
Her Hakkı Saklıdır.