|
ETİK VE ESTETİK
Etik ve estetik çöküntü yaşanıyor
kentlerimizde. Bir yerde etik çöküntü varsa, estetik çöküntünün olmaması
olası değil. Estetik çöküntünün olduğu yerde de etik çöküntü mutlaka vardır.
Çirkin binalar mı görüyorsunuz çevrenizde, çirkin davranışlarla
karşılaşmamanız olası değil. Çirkin insanlar çirkin çevreler oluşturuyorlar
ve çirkin çevrelerde yaşıyorlar.
Çirkin evlerin bulunduğu çirkin bir sokakta
sokağa tüküren insanlara kimse şaşırmıyor. Ancak aynı çirkinliği güzel bir
caddede yapan olursa hemen dikkati çekiyor.
Manisa kentini dolaşın, mimarisi güzel bina
görmekte çok zorlanırsınız. “Kibrit kutusu mimarı” diye bir deyim var. Bu
deyim şunu ifade ediyor. Kibrit kutusunu dikine tuttuğunuzda apartman, yan
tuttuğunuzda resmi daire, yatık tuttuğunuzda da salon oluyor. Mimarların
çoğu kibrit kutusu mimar denilecek türden. Şehirlerdeki yanaşık düzen yapı
biçimi de mimarı sınırlıyor. Ancak hiçbir mimarımız da kalkıp ada bazında
planlama istemiyor. 30 - 40 bin metrekarelik adalarda planlama yapayım diye
çaba göstermiyor. Adaların küçük parsellere bölünmesine karşı çıkmıyor.
Küçük parsel, küçük beyinlerin ürünüdür. Küçük parselleri ufku geniş kişiler
planlamazlar. Küçük parselleri, küçük lokmalara koşullandırılmış olanlar
yaparlar.
Manisa’da mimarların özgürce çalışabileceği
alanlarda planlanmış ancak oralarda da güzel projeler üretilememiş. Bunun en
güzel örneği Laleli semtidir. Laleli’deki binalara bir bakın. Yanaşık düzen
için planlanmış binanın ayrık nizamda yapıldığını, bu nedenle havalandırma
bacalarının yarısının açıkta kaldığını, yola bakan kör cephelerin oluştuğunu
görürsünüz. Şimdi o kör cephelerin bazılarında, konut sahibinin açtığı
pencereler vardır. Çıkmaz sokaklar, işlevsiz alanlar açısından, Laleli
semti, uygulamaların kötü örneklerinin çokça bulunduğu bir laboratuar
gibidir.
Neden kentimizde insanlar heykellere karşı
çıkarlar? Neden evlerimizin duvarlarını yağlıboya tablolar süslemez? Neden
bahçelerimizde heykeller yoktur? Çağdaş uygarlık düzeyine ulaşamadık da
ondan. Ulaşmak bir yana yaklaşamadık da ondan.
Kentin herhangi bir yerine bir heykel
yaptırmaya kalkın, sizi alkışlayandan çok karşı çıkan olur. “sanatın içine
tüküren” kent yöneticileri hiçbir gelişmiş ülkenin, hiçbir kentine yönetici
olamaz.
Estetik etik kadar önemli beyler. Estetik,
gazete için, televizyon için, dergi için daha önemli. Kültür değişimi ve
gelişme, insanlara estetik ürünler sunarak sağlanır.
Bu kentin sokaklarını inadına heykellerle
donatmak gerek. İnadına güzel binalar yapmak için çaba göstermek gerek.
İnadına güzel ürünler sunmak gerek. İnadına sanat gerek.
Barış Alanı’na Manisa Tarzanı’nın anıtını
yaptığımda “Anıt istemiyoruz, konut istiyoruz” diye karşı çıkmışlardı. Konut
da olacak anıt da. Sosyal donatı olmadan kent olmaz. Bu kentte çok amaçlı,
güzel salonlar çoğalmalı. Oteli, lokantası, sineması, kafesi, kahvesi güzel
olmalı. İşte o zaman bu kentte güzel insanların sayısı artar…
Yeni Manisa’yı kurarken, ağaçlar, anıtlar,
sosyal donatılar ve konutlar diye sıralama yapmıştık. Şimdi, büyüyen
ağaçların altında ya da sosyal donatılarda bir araya gelirken,
söylediğimizin ve yaptığımızın doğru olduğunu görmenin keyfini yaşıyoruz.
Bu kentte de etik ve estetik yükselsin
istiyoruz. Birlikte çalışmaya, bunları konuşmaya var mısınız.? Varım
diyorsanız, bir araya gelmenin yolunu bulmalıyız. Bunlar parayla olacak
işler değil ha… Çünkü, paranın konuştuğu yerde gerçekler susuyor…
Mustafa Pala
Önceki Yazılara Dön...
Ana sayfaya dön...
|