Küresel ısınma
Ayıların uykusunu kaçırmış
İnsanların uykusunu da kaçırabilse
Keşke
bilginler,
küresel ısınma
sürüyor artan bir hızla
diyor
felakete sürükleniyoruz
geri dönülmezlerdeyiz
diyor
suyumuz ısınıyor
bilginler
araştırıyor
gözlüyor
soruyor
sorguluyor
yazıyor ve söylüyor
duymayanınız kaldı mı
karbondioksit oranı
artıyor, buzullar eriyor,
okyanuslar hızla
ısınıyor,
denizler yükseliyor,
ormanlar yok oluyor
buzullar eriyor,
göller küçülüyor,
ırmaklar kuruyor
kuraklık çoğalıyor,
kış sıcaklıkları artıyor,
ilkbahar erken
geliyor,
ağaçlar aldanıyor
bitkiler erken çiçek
açıyor,
çiçeklere don vuruyor
sonbahar gecikiyor,
kuşlar göç yollarını
şaşırıyor
yaşama alanları
ölüm alanlarına
dönüşüyor
erozyon hızlanarak artıyor
hastalıklar çoğalıyor
ozon kalkanındaki
delik büyüyor
söylenenler
korkutucu
ama gerçek
bilmem yaşadıklarımız
daha nasıl söylenecek
bilim adamları açık ve
anlaşılır biçimde söylüyor
gerçekten söylüyor
söyledikleri görülüyor
gerçekten dünya ısınıyormuş
görmüyor musunuz
ısınıyor
biz duysak da duymasak
da
bilsek de bilmesek de
görsek de görmesek de
dünya gerçekten
ısınıyor
gerçekten küresel
çölleşme olacakmış.
gerçekten denizler
yükselecekmiş
gerçekten ormanlar yok
olacakmış
gerçekten salgın
hastalıklar artacakmış
gerçekten kıyamet
kopacakmış
anlayın artık ne olur
gerçekten
kıyamet kopacakmış
söylenenleri
insanları korkutmak
için bir kurgu
kafamızı karıştıracak
bir tuzak
temelsiz bir söylem
uydurulmuş bir kuram
sanmayın
tüm bunlar gerçekten olacakmış
gerçekten kıyamet
kopacakmış
kendi soyumuzun hazırladığı
adım adım
yaklaştığımız
bir kıyamet varmış
ve saat tam on ikide
duracakmış
saat on ikiyi vurmadan
haydi bir şeyler
yapalım n’olur
kıyamet saatini
durduralım
ya da geri alalım
birkaç dakika daha
yaşam sürsün
sürsün
bir şeyler yapalım n’olur
yüzümüzü güneşe dönelim
mesela
yüzünüzü güneşe döndüğünüzde
yüzümüz aydınlanır
yüzümüzü güneşe döndüğümüzde
gölgemiz arkamızda kalır
yüzümüzü güneşe
döndüğümüzde
yolumuz aydınlık olur
yüzümüzü güneşe dönelim n’olur
çiçek gibi güzel
çiçekli bir güneş
ülkesinde
karanlıktayız
don vuruyor filizlerimize
toprak kavruluyor
bir güneş ülkesindeyiz
bir güneş ülkesinde
ve karanlıkta
ve aç
ve susuz
çatlamıyor toprağa düşen
tohum
boy vermiyor fidan
akmıyor dere
derinlere inerken su
yükseklere tırmanıyor kirlilik
ısıtan ışıtan
yaşamın kaynağı güneşi
yakan kavuran
karabasan yapan
insan
insan soyu sorumlu
tüm yaşadıklarımızdan
ve yaşayacaklarımızdan
ve de yaklaşan sonumuzdan
sorumlu olanlar
güneşi unutanlar
iki tür insan var
güneşi unutan
iki büyük grup insan
bir grup
aç gözlü hiç doymazlar
diğer grup da
vurdum duymazlar
hiç doymazların büyük
orduları
topları tüfekleri atom
bombaları
dolu kasaları
dünyanın her yerinde
bankaları var
çevreyi kirletiyorlar
sürekli tüketiyorlar
dünyanın ali kıranı
baş keseni oldular
ya vurdum duymazlar
elle gelen düğün bayram
diyorlar.
allah bilir
diyorlar
başa gelen çekilir
diyorlar
buna da şükür
diyorlar
biliyor musunuz kabahatin
büyüğü onlarda
kabahatli onlar
kabahatli olanlar
vurdum duymazlar
bir de bizim gibi
şimdilik
azınlıkta kalanlar var
kıyamet saatinin yaklaştığını gören
saçını başını yolanlar var
araştırıyorlar soruyorlar
sorguluyorlar
toplanıyorlar
dağılıyorlar yine toplanıyorlar
yazıyorlar konuşuyorlar
onlar konuştukça
gerçeği haykırdıkça
hiç doymazlar
onlara
felaket tellalı
diyorlar
bir güneş ülkesindeyiz
susuzluk karabasan gibi
ve kirlilik
delinen ozon tabakası
ve yitip giden umutlar
güneşi unuttuğumuz
çiçek gibi güzel
çiçekli bir güneş ülkesindeyiz
benim gibi altmışı
aşanlar bilirler
hani bir zamanlar
güneşi içenlerin
türküsünü söylüyorduk
“akın var
güneşe akın
güneşi zaptedeceğiz
güneşin zaptı yakın”
diyorduk
şimdi bakın
bakın çevrenize
akın makın kalmadı
akın olsaydı
böyle olmazdı
bir zamanlar umut vardı
akın vardı güneşe
güneşin zaptı yakındı..
n’olur akın yine olsun
yine birlikte söyleyelim
güneşi içenlerin türküsünü
yine akın başlasın
güneşe akın
güneşe dönelim yüzümüzü
yüzümüz aydınlansın
güneşe dönelim yüzümüzü
gölgelerimiz arkamızda
kalsın
güneşe dönelim yüzümüzü
yüzümüz gibi yolumuz da
aydınlansın
güneşe akın başlasın
akın başlasın
yitip gidiyor dünyamızdan
güzel olan ne varsa
bağlarımız kopuyor
yaşamla
uygarlık diye diye
mahvettik uygarlığı
uygarlık diye diye
yok ettik güzel olan her
şeyi
şimdi saat
on ikiye beş var
kim bilir
belki daha az kalmıştır
belki birazdan saat on
ikiyi vuracak
bilin ki, saat tam on iki
de duracak
gelin daha birkaç dakika
varken on ikiye
yeni bir uygarlık kuralım
hep birlikte
yeni bir uygarlık
uygarlığın adı kesin
güneş uygarlığı olsun
güneş uygarlığında
hava temiz
su temiz
toprak temiz
insan olmalı
dünya aydınlanmalı
bırakıp, dünyamızı
kirleten her şeyi
güneşe yönelmeli
güneşin ve evrenin
değerini bilmeli
güneş uygarlığı mutlaka
mutlaka kurulmalı
uygarlığın güneşi
çiçek gibi güzel
çiçekli bir ülkeden
anadolu’dan doğmalı
güneş uygarlığının
sönmeyen ateşi hep yanmalı
haydi hep birlikte
güneşe dönelim yüzümüzü.
yüzümüz aydınlansın
güneşe dönelim yüzümüzü
yolumuz aydınlık olsun
güneşe akın
başlasın