| |
RANTİYER
Kapitalizmle birlikte bilgi dağarcığımıza
giren ve kullanılmaya başlayan sözcükler arasında yer alıyor rant ve
rantiyerlik. Rantı zenginliğin kaynağı kabul edilen toprağın özel mülkiyet
altında olmasından doğan mülk geliri olarak tanımlanıyor. Ancak, rantiyer
sözcüğü daha çok haksız kazanç elde edenler için kullanılıyor. Ucuz alıp
pahalı satanlara, faizcilik yapanlara rantiyer diyorlar genellikle.
Kentlerde, kent denilince aklına sadece rant gelen çok insan var. Kentleri
kurtlar sofrasına dönüştürenler de bunlar. Daha çok, daha çok kazanmak,
kazandıkça kazanmak istiyorlar. Ucuz alıp pahalı satıyorlar.
Rant mülkle ilgili olduğu için, alımı satımı
ilave bir emeği gerektirmiyor. Toprağı alıp bekliyorsunuz. Belediyenin
yaptığı çalışmalarla değeri artıyor ve ucuza aldığınızı pahalıya
satıyorsunuz.
Kentin gelişme doğrultusunda on bin metre kare
tarla aldınız diyelim. Metre karesini bir milyon liradan alsanız dönümü bir
milyara, tamamı da on milyara gelmiş oluyor. Bekliyorsunuz. Belediye tarla
aldığınız bölge için halihazır harita, ardından imar planı, uygulama imar
planı ve imar planı uygulaması yapıyor. Yapılan bu işlemler için siz beş
kuruş para harcamıyorsunuz. On bin metrekarelik arsanızdan en fazla yüzde
otuz beş kesinti yapılıyor. Sonunda size altı bin beş yüz metrekare arsa
kalıyor. Bir bakıyorsunuz, yapılan işlemler nedeniyle arsanız değer
kazanmış. Metre kare fiyatı bir milyon liradan on milyon liraya fırlamış hem
de bunlar bir iki yıl bilemedin üç yıl içinde olmuş. On milyar liraya
aldığınız yerin fiyatı bir anda altmış beş milyar liraya çıkmış. Alıcısı
var, kat karşılığı inşaat yapanlar çevrenizde dolanıyor. Anlaşılan köşeyi
döndünüz. Sizin yaptığınız iş sadece tarla almak. Aldığınız tarlayı
değerlendiren tüm işlemler, kamu parası kullanılarak Belediye tarafından
yapılmış. Kazandığınız bu rant yasalar açısından baktığınızda, yasalara
uygun gibi görülüyor. Ancak, geliriniz emek karşılığı olmadığından biraz
haksız bir rant olarak değerlendirilebilir. Hele bunu tarla aldığınız
bölgenin değerlendirileceği haberini el altından alarak yapmışsanız, hele bu
bilgiyi kamudaki göreviniz nedeniyle öğrenmişseniz, gelirinizin haksızlığı
daha da büyük olur. Bunu yapanlar var mı? Olmaz mı hiç, her kentte kent
denilince aklına sadece rant gelenler var. Rantiyerliği kişiler yaptığında
“haksız rant” demenin ötesinde kimsenin bir şey dediği yok. Ancak,
rantiyerliği Belediyeler yaparsa, denilecek bir şey bulmada zorlanır insan.
Belediyenin yaptığı hizmetlerle ortaya çıkan
ranttan kent yararlanmalı. Rant toplumsal rant olmalı. Bunu sağlamak o kadar
zor değil. Bunu sağlamanın ilk adımı: BÜYÜK PARSEL…
BÜYÜK PARSEL sadece haksız rantı önlemenin
değil, sağlıklı kentleşmenin de, Devleti ve Belediyeyi korumanında ön
koşulu.
Parsel büyük olunca, planlama kolay oluyor.
Otopark, yeşil alan, sosyal tesis ve çocuk bahçesi için yer
ayırabiliyorsunuz. Sosyal donatılar, konut üreticisi için yapıldığından
Belediyenin yükü azalıyor. Ada içi alt yapıda konut üreticisi tarafından
yapıldığından yine Belediyenin yükü azalmış oluyor. Belediyenin yükünün
azalması, başka alanlarda yatırım yapmasını, halka hizmet götürmesini
kolaylaştırıyor.
BÜYÜK PARSEL, haksız rantı zorlaştırır. BÜYÜK
PARSEL, sağlıklı kentleşmeyi kolaylaştırır. Ya küçük parsel ? Küçük parsel,
büyük rantların ve sağlıksız kentleşmenin yolunu açar. Büyük düşünenler
büyük parseli, küçük düşünenler küçük parseli savunur. Arkadaşını söyle, kim
olduğunu söyleyeyim derler ya, benzer biçimde yaptığın parseli göster nasıl
kentçi olduğunu söyleyelim diyebiliriz…
Mustafa Pala
Önceki Yazılara Dön...
Ana sayfaya dön...
|
|