GÜNLÜK YAZILAR

Mustafa PALA

 
 

 

 
 
a a a
 



ATI
ARABANIN ÖNÜNE BAĞLAMAK

Doğru olanı, arabayı çeksin diye atı arabanın önüne koşmaktır. Ancak, atı arabanın arkasına bağlayanları ve araba gitsin diye bekleyenleri çok görürüz çevremizde. Araba gitmeyince, arabaya kızanlar, ata kızanlar olur da kimse atı arabanın ardına bağladı diye kendine kızmaz.  Olumsuzluklarda hep hatayı başkalarında arar, kendimize “Ben ne hata yaptım?” diye sormayız  hiç.

Her zaman “ben” dersen, atı arabanın ardına bağlamış olursun. Altını çizerek bir kez daha yineliyorum, BENCE, başkaları böyle düşünmüyor olabilir. Son yıllarda, “ben”in hep “biz”in önüne konulduğunu biliyor ve görüyorum.  Elginkan Vakfı Eğitim Merkezi’nde “Beden Dili” öğretmenim olan Müjde Ker Dinçer’in Kişisel İmaj kitabına sunuş yazısı yazan Mümin Sekmen bu kısa ve özlü yazısında ne diyor bakın.:”Türkiye 1980 sonrasında hızlı bir değişim ve yoğun bir rekabet ortamına girmiş bulunmaktadır. Artık kurumsal yardım yerini kendi kendine yardıma,  kitlesel mücadele yerini kişisel mücadeleye bırakmıştır. Bu yeni döneme “kendi başının çaresine kendin bak çağı” diyebiliriz.” diyor. Denilen “gemisini kurtaran kaptan” biçiminde özetlenebilir. Gemisini kurtaran mutlu olur, ya kurtaramayanlar. Kurtaramayanlar batsın mı?.. Toplum hızla bencilleşiyor. Herkes söze “ben” diye başlayıp, “ben” diye noktalıyor. “Biz” diyenlerin sayısı azalıyor. Oysa, bizi mutlu edecek olan söz “biz” diye başlayabilmek, içimizdeki “biz”i açığa çıkarabilmektir.

“İçimizdeki Biz” Doğan Cüceloğlu’nun bir kitabının adı. Kitaptan bir bölümü sizinle paylaşmak istiyorum. Ancak siz zaman bulursanız kitabın tümünü okuyun. Doğan Cüceloğlu da “Bence” diyor: “Bence, 21. yüzyılda insanlığın en önemli bilinçlenmesi, yaşamın bütünü içinde nasıl birbirimize bağımlı sürekli bir etkileşim yumağı içinde bulunduğumuzu keşfetmek olacaktır. Sürekli etkileşim içinde olduğumuzun bilincine varınca “Biz”in farkına varmış oluruz. Bu bilinç dışarıda değil kendi içimizdedir. Bireysel yaşamımızda, aile yaşamımızda, iş yaşamımızda, toplum yaşamımızda, kısacası yaşamımızın her yönünde içimizdeki  “BİZ”i temel almadıkça anlamlı, doyumlu, ve sağlıklı bir yaşam düzeni oluşturmamız olanaksızdır. Anlamlı, doyumlu ve sağlıklı bir yaşam, kaliteli bir yaşamdır. Ailede kalite, işte kalite, toplumda kalite, sürekli etkileşim yumağı içinde olduğumuzun  farkında olan, BİZ BİLİNCİ’ne varmış kişilerin gerçekleştirebileceği bir olgudur. İçimizdeki BİZ kalite bilincinin temelidir.”

Gelişkin bireyler olarak, “Biz” demeye başladığımızda, gelişmenin hızlanacağını düşünmeyen yoktur sanıyorum. Ancak, her şey “ben” üzerine kurulduğunda, toplum gelişmese de gelişenler olduğunu da biliyoruz. Bazıları gelişirken, bazılarının geride kalması, toplum içinde gelir düzeylerinin, yaşam kalitesinin farklılaşması, bir gün gelir toplumsal barışı tehdit etmeye başlar. O zaman da “ben” diyenlerin gelişmesini sürdürmesi ve koruması zorlaşır...

Biz’i ben’in önüne koyabildiğimizde, hem biz hem de ben gelişecektir.  İstenen de bu değil mi? Sanırım, “komşun açken tok yatma” denilmesinin özünde de bu var. Hep “ben” deme “biz” demeyi de öğren.

Biz demeyi öğrenir ve bizin boyutlarını sürekli genişletirsek, atı arabanın önüne bağlamış ve istediğimiz yöne gitmiş oluruz...

Mustafa Pala

Önceki Yazılara Dön...   Ana sayfaya dön...

 

 
a a a
 
     
     
     

Copyright © 2007 MANİSA BİRLİK
Her Hakkı Saklıdır.