GÜNLÜK YAZILAR

Mustafa PALA

 
 

 

 
 
a a a
 

 

CUMHURİYETİN 80.YILINDA  KENTLEŞMEYE BAKIŞ

Osmanlı döneminde ve savaş yıllarında hissedilmeyecek derecede yavaş giden kentleşme, Cumhuriyetle birlikte kendini hissettirmeye,  sanayileşme ile de hızlanmaya başlamıştır.

1940 sonrasında başlatılan karayolu çalışmaları, tarımda yoğun işgücü kullanımını sınırlayan makineleşmenin başlaması, topraksız yada az toprağı olanların sayılarındaki artış, büyük kentlerde iş bulma imkanlarının fazlalığı, küçük yerlerdeki kültürel gelişiminin büyük kentlerin gerisinde kalması, büyük kentlerin cazibesini artırmış ve bunun sonucu olarak, kentlere büyük göç başlamıştır.

Kırlardan kentlere doğru adeta bir baskın biçiminde başlayan, benzeri görülmemiş göçe devlet ve belediyeler hazırlıksız  yakalanmış, kentlerin çevreleri gecekondularla kuşatılarak, çevrede gecekondular ve merkezde apartmanlardan oluşan ve kentlerde sorunların çözümünü zorlaştıran  ikili bir yapı çıkmıştır ortaya. Kentlere gelen, kent düzenine değil kendi düzenlerini kentte yaşatmaya çalışan insanlar kent yaşamında olumsuzlukların büyümesine, kentlerin büyük köylere dönüşmesine neden olmuşlardır.

Hızlı kentleşmenin sonucu olarak, önemli boyutlara varan ve giderek büyüyen konut açığı, kentsel arazi değerlerinin hızla artışına ve arsa spekülasyonuna neden olmuş, kent çevresindeki kamu arazileri yağmalanmış, ardı andına çıkarılan aflarla da gecekondulara yasallık kazandırılmış ve kaçak yapılaşmanın artarak devamına neden olunmuştur.

1965 yılında kabul edilen 634 sayılı Kat Mülkiyeti yasasının getirdiği kolaylık ve güvence nedeniyle kentlerimizde apartman yapımı hızlanmış, kentlerde, bahçeli evlerin yerini hızla apartmanlar almaya başlamıştır.

Altyapı hizmetleri ve planlama, hızlı kentleşme karşısında yetersiz kalınca, plansız büyüme  ve gecekondulaşma hızlanmış, kentlerin çevresi gecekondularla kuşatıldığı içinde, konut açığının kentlerin dikine büyütülmesi yani yoğunluğun artırılmasıyla yani giderek yükselen apartmanlarla karşılanması nedeniyle de mevcut altyapılar yetersiz kalmış, hava ve gürültü kirliliği, trafik ve otopark gibi sorunlar büyüdükçe büyümüştür.

Konut yapımında arsa payı giderek artmış ve yüzde beşlerden yüzde otuzlara, kent merkezlerinde yüzde ellilere ulaşmış, kat karşılığı üretim, arsa sahibi ve yüklenicinin yararına  hızlanmıştır. Bir çok insanın aklına kent denilince sadece rant gelir olmuştur.

Arsasını kat karşılığı veren arsa sahibinin de, yüklenicinin de amacı daha fazla konut, daha fazla rant olduğu için, imar değişiklikleri ile kat yüksekliklerinin ve buna bağlı olarak yoğunluğun artması  belediye meclislerin gündeminden hiç eksik olmamış ve yeşil alanlardan, otoparklardan  kısacası asgari çevre standartlarından yoksun apartmanlaşmış, daha doğrusu betonlaşmış kentsel çevreler ortaya çıkmıştır.

80 yılda geldiğimiz nokta, düzensiz büyüyen kentler, ve yalnızlaşan insanlardır.

Mustafa Pala

Önceki Yazılara Dön...   Ana sayfaya dön...

 

 
a a a
 
     
     
     

Copyright © 2007 MANİSA BİRLİK
Her Hakkı Saklıdır.