| |
BİR KAÇ FIKRA
Sıcaklar iyice bunaltmaya başladı.
Aşağıdan ısınan asfaltın sıcağına birde Sipil dağından yansıyanı ekleyin ve
Manisa’yı düşünün. Hele bir de araç içindeyseniz, benim gibi klimanızda
yoksa yandınız demektir. O nedenle, Pazartesi günleri Radyo 45’teki
programım dışında kente inmemeye çalışıyorum. Yeni Manisa, özellikle Barış
Alanı, Manisa’nın içine göre biraz daha
serin. Hele bir de çınarın altındaysanız, sıcaklardan pek etkilenmezsiniz.
Bu günlerde zamanımızın çoğunu Barış Alanı’ndaki çınarın altında dostlarla
söyleşerek geçiriyoruz.
Akşamları Sayın Ertuğrul Dayıoğlu nargilesini çınarın altında fokurdatırken,
kimi zaman geçmişe, çoğunlukla da geleceğe köprüler kuruyoruz.
Düşüncelerimizin çoğu Yeni Manisa Projesi’ne ve Manisa’ya ilişkin. Konuşacak
konular biter gibi görülünce, ya da canımız biraz gülmek isteyince sıra
fıkralara geliyor. Dayıoğlu’da fıkra çok. Dinlemek isterseniz, çınarın
altına sizi de bekleriz. Sıcaklardan bunalınca, fıkralar iyi geliyor.
Karadenizli, kafasına koymuş, avcılık üzerine bir fıkra anlatacak. Ancak bir
türlü avdan söz açılmıyormuş. Uzun süre beklemiş bakmış sözün ava geldiği
yok, tam sessizlik anında “Boooom” diye bağırmış ve hemen ardından da,
“Booom dedim de aklıma geldi” deyip anlatmış fıkrasını.
Fıkra deyince de benim aklıma birkaç fıkra geldi. İsterseniz aktarayım size.
Bilenler okumasa da olur. Ben bilmeyenler için yazıyorum:
BALIK BAŞTAN KOKAR
Balık satıcısı, tezgahındaki balıklara hem su serpmekte hem de “taze balık
bunlar, denizden yeni yakalandı” diye bağırmaktadır. Balıkçı tezgahına yaşlı
bir adam yaklaşır. Balıklara şöyle bir baktıktan sonra, iri bir balık alır
eline ve balığın kuyruğunu koklar. Bunu gören balıkçı “Ne yapıyorsun amca,
balık koksa başından kokar sen neden kuyruğundan kokluyorsun?” diye
bağırarak sorar. Balığı kuyruğundan koklayan adamın cevabı hazırdır: “Bu
balığın baştan koktuğu belli. Ben kokuşma kuyruğa kadar gelmiş mi diye ona
bakıyorum.”
ÖKSÜRÜK
Adamın biri çok öksürüyormuş. Doktora gitmiş. Doktor kendisine öksürük ilacı
yazacağına, yanlışlıkla müshil ilacı yazmış. “Bunu yemeklerden sonra
kullanacaksın. Bir hafta sonra da bana geleceksin” demiş. Hasta verilen
ilaçları kullanıp, bir hafta sonra doktora gelmiş. Doktor: “Nasıl oldun,
yine öksürüyor musun?” diye sormuş. Hasta’da “Cesaret edipte
öksüremiyorum.” demiş.
ÜVEY BABA
Üvey baba, üvey ana, üvey kardeş sözlerini çok duyarız. Birisine kötü
davrandınız mı? “Üvey baba gibi, üvey ana gibi” derler.
Belediye, bir kesime destek verip, bir kesime destek vermiyorsa, “biz üvey
evlat mıyız?”diyerek tepki gösterilir. Belediyenin üvey baba gibi
davranmasından yakınılır. Büyüklerimizin yaptığı dualardan birisi de “Allah
kimseyi üvey ana, üvey baba eline düşürmesin” şeklindedir. Geçmişte çevrilen
bir çok Türk filminin konusu üvey analık, üvey babalık üzerinedir.
Masallarımızda bile çok işlenmiştir bu konu. Bu fıkrada üvey babalık üzerine
olsun. Bu ara bu fıkrayı çok anlatıyorum. Yazayım da sizde okuyun dedim.
İşte size güzel bir “Üvey Baba” fıkrası. Fıkraya geçmeden önce, çok iyi, öz
anayı,öz babayı aratmayan üvey anaların,babaların bulunduğunu da belirtmek
istiyorum.
Karadenizli Emine’nin kocası ölünce, 10 yaşına gelmiş oğluyla baş başa
kalır. Emine genç dul kaldığından, çevrenin dikkatleri üzerindedir.
Yakınları “gençsin evlenmen gerekir ” diyerek, sürekli baskı yaparlar.
Emine, “Oğlumun üvey baba elinde büyümesine gönlüm razı olmaz.” der ve
gelen tüm evlenme önerilerini geri çevirir. Ancak tekliflerin ardı arkası
kesilmez. Bakar ki olmayacak, daha fazla direnemez ve evlenir. Emine’nin
yeni kocası da ölen kocası gibi balıkçıdır. Aradan aylar geçer, Emine’nin
oğluna “üvey babandan memnun musun” diye sorarlar. Emine’nin oğlu “Memnunum”
der. “Babam bana uzun mesafe yüzmeyi öğretiyor.” “Nasıl yapıyor bunu” diye
sorarlar. “Her sabah beni de balığa götürüyor. Balık tutacağımız yere
geldiğimizde beni denize atıyor, bende yüzerek kıyıya çıkıyorum” der
Emine’nin oğlu. “Uzun mesafe yüzmek zor olmuyor mu?” diye sorarlar. “Uzun
mesafe yüzmek zor olmuyor da, denize çuvalın içinde
atıldığım için, içinden çıkmak zor oluyor.”
Mustafa Pala
Önceki Yazılara Dön...
Ana sayfaya dön...
|
|